Beraber Ağlayalım Gurtlar Guşlar

İlk ne zaman kiminle başladı bilinmez ama hayatımızda yakınarak, söylenerek dikkat çekmek diye bir şey var. Bunu bi kabul edelim. Atasözümüz bile var: ''Ağlamayana meme yok.'' Olayları dramatik anlatmaya bayılıyoruz. En olağan olayı bile yakın arkadaşımıza anlatırken öyle bir süslüyoruz ki sanırsın travma geçiriyor. Çünkü şöyle bir olgu var.
Zor durumda olanlara yardım edilir. Bu cümleden bilinçaltına giden komut, insanların benle ilgilenmesini istiyorsam dramatik bir hayatım olmalı. Aaaa daha neler ayol ben kendimi mi acındırıyorum yani diyenler için söylüyorum. Olay bilinçaltımızda gerçekleştiği için davranışı sergilediğimiz an ayrımını yapmamamız normal.

Hep duyarsınız güne nasıl başlarsan öyle gider lafını. Sabah mutlu uyanırsak bir şekilde o gün işlerimiz yolunda gider. Bunu hepimiz zaman zaman gözlemleriz. Ya da güne telaşlı başladıysak devamında benzer olaylar yaşar ve günü bu şekilde noktalarız. Gün içindeki enerji iniş çıkışları da günün geri kalanını etkiliyor bu da benim genel gözlemim. Yani sırf arkadaşımızda ilgi göreceğiz
diye ağlanarak anlattığımız olaylar o gün için negatif bir döngü oluşturabilir.

İşin aslı şu kelimelerimizin de hislerimizin de frekansları var. Ve hangi frekansta isek ona benzer olaylar yaşayarak günü kapatıyoruz. O frekansta olan arkadaşımızla karşılaşıp bide bunu ona anlatırken aynı frekansı yayıyoruz ki buda olayın katmerlenmiş versiyonu. Hislerimize ve kelimelerimize dikkat etmek daha huzurlu bir hayat isteyen bizler için oldukça önemli. Hiç yeri yokken gereksiz laf kalabalıklıkları sadece huzursuzluğa katkı sağlıyor. Bize fayda sağlamıyor.

Esprilerinde negatif taşıyanlar var. Onlara ne olacak? Bende zaman zaman bu kişilerden olurum. Hatta ne yani hayatta hiç negatif kelime olmayacak mı diye düşünmüşsünüzdür yazımı okurken. Kelimeler tabi ki çok önemli zaten yazımı bunu hatırlatmak için yazdım. Fakat kelimeyle birlikte konuşmanın tamamının size nasıl hissettirdiği önemlidir. Kısacası ne yaptığın değil ne hissederek yaptığın önemli. Yaydığınız titreşime/frekansa uygun olaylarla karşılaşırsınız. Yani gülerek söylediğiniz ve neşeyi hissederek yaptığınız şakadan da üstümüze kaya düşmez :).

Tam tersini yapıp kendimizi kandırıyor muyuz kontrol etmekte fayda var. Yüzümüz gülerken içimiz kan ağlıyor mu acaba gün içinde zaman zaman kendinizi kontrol etmek için vakit ayırın. Bırakın her gün yaptığınız işler bugün 3 dakika geriden gelsin o 3 dakika sizin olsun. Kimse sizden değerli değil. Kaybettiğinizi düşündüğünüz 3 dakika gününüzün akışını değiştirip size mutluluk verdiğinde işlerin geriden gelmesi önemsizleşecek bana güvenin.

Ama arkadaşıma derdimi anlatmak beni hafifletiyor. Çözüm buluyorduk. Gibi güya iyi bir niyet günün kalanında nasıl olaylar yaşayacağınızı belirliyor. Bir anlık rahatlamanız günün kalanını değiştiriyor unutmayın. Hem kendinize en iyi çözüm sizsiniz merak etmeyin arkadaşınız size tavsiye vermeden de doğrusunu siz biliyorsunuz. Sadece kendinizin farkında değilsiniz. Birden bire bu davranış biçiminiz değişmiyorsa bile azaltmanızı ya da anlatırken enerjinizi yüksek tutmanın bir yolunu bulmanızı öneririm. Ben esprili bir dille anlatırken gülerek çözüm buldum bu duruma. Belki sizde denemek istersiniz.

Başlıkta ağlayalım deyip sizi birazcık kandırmış olsam da umarım yüzünüzdeki gülümseme hiç solmaz :) Hiç yazmıyorum ama yazılarımın altına sorularınızı yazmanız konuyu daha derinleştirmemizi sağlayabilir. Yorumlarınızı bekliyorum. Bugünlük bu kadar bir sonraki yazım için sizi tekrar bekliyorum.

SEVGİLER

0 yorum:

Yorum Gönder